Bozburun balıkçıları kaldı mı?

Bozburun balıkçıları kaldı mı?Bozburun Ege ve Akdeniz’in gerçekten birleştiği bir yer. Bu yer girintli çıkıntılı, çoğunlukla çakıllı ve kayalık Ege sahillerinin Akdeniz’in kum plajlarına dönüşmeye başladığı mevsim geçişidir. Doğal dalyandır. Küçük adalar topluluğudur, balıkların evidir. Fırtınaların ve dalgaların aslında çok kuvvetli olduğu ama bizim duyamadığımız hava durumudur Bozburun.

Doğal dalyanlarda balık ve diğer deniz canlılarının yuvaları, daha doğrusu balıkların beslenmek için düzenli olarak uğradıkları güzergahların en önemlisi buradadır. Su hayattır ya, denizden geliyor aslında. Hayat yani su o kadar bulaşıcı ki toprağa ve oradan bize bulaşıyor. Sağlık buluyoruz.

Bozburun Yarımadası Akdeniz’in nispeten bilinmeyen noktalarından biri, hem de Türkiye’de! Adını duymuşsunuzdur ama hiç Bozburun balıkçısından balık aldınız mı? Lokantadan değil balıkçıdan, taze esnaf olmayanından.

Olta balığının tadı başka olur. Tutmak bir yana sabahın köründe limanı, iskelesi olmayan, ücra bir köyün sahilinde bekleyip, Bozburun balıkçısının kaderine ortak olmak. Ne getirirse artık!

Lipsoz, kolyoz, sokkan. Belki ahtapot, mevsimine göre kalamar, çok eskiden kılıç balığı veya çipura. Balıkçı kasabası ve sırtı orman, Marmaris. Çam fıstığı, bal. Bir tarafı da Datça’ya doğru uzanır ama Datça çok bereketsizdir. Bu çok uzun bir konudur ve daha sonra ele alınabilir.

Bazı insanların köyü kasabası yokmuş eskiden. Göçebe, yörük derler. İşte Toroslar’dan geliyor bu göç. Alp’lerin uzantısı olan, diğer taraftan Anadolu’nun Alp’lere olan uzantısı da denebilir, sırtını döndüğün yere göre değişir bu.

Bizim gibi şehirliler doğayı asla anlayamaz. Bizim için doğa plastik (pet) şişelerden ibaret. Hazır gıda, hazır giyim, marka hayranlığı, televizyon hastalığı. Şeş beş yıldızlı çakma oteller, serpme kahvaltı modası ve dahası.

Bozburun balıkçıları en basit tekniklerle avlanır. Hızlı tekneleri veya radarları, balık bulucuları yoktur. Denizi çok iyi bilirler ve sadece ihtiyaçlarını, geçimlerini karşılayacak kadarını alırlar denizden, denize saygıları vardır. Bizim bilmediğimiz çok farklı bir Akdeniz Dünyasında ve uygarlıkta yaşarlar.

Bozburun yarımadası doğal limanlardan oluştuğu için yaşam şekli denize göre ayarlanmış. Milyon dolarlık guletler üretilip Akdeniz’e yelken açıyor. Yılların tecrübesiyle ustaların elinden.

Korumalı mı? Yoksa kendi haline mi bırakmalı?

Bizim kültürümüz uzun yıllardır cahil ellerle yeniden kavranmış. Yaşama biçimimizi ithal etmişiz oradan buradan. İşte Bozburun bir yaşama biçimidir, tıpkı diğer kendine münhasır bölgeler gibi.
Bütün Ege ve Akdeniz’i gezseniz işte burası güzel diyebeleciğiniz pek bir yer yok. Çanakkale’den başlayıp İskenderun Körfezine kadar hatta İğneada’dan Artvin’e Karadeniz. Yer çok ama “gerçekten” diyebileceğimiz pek bir yer yok, yozlaşmışız.

Akdenizin sorunu hep buydu. Balık azdır, turizm çoktur ;-) Bu yüzden Çin’den dondurulmuş balık italahatı bile yapılır. Dünya üzerindeki büyük savaşlar hep Akdeniz için yapılmıştı, balık için mi yoksa başka bir şey için mi? Nedir bu Akdeniz fenomeni? Balıkçının kitabına göre “Altıncı Kıta Akdeniz”.

Doğayı, yaşadığımız yeri nasıl koruyacağız? Trabzonlu mis gibi tereyağını üretemezse, Bozburun balıkçısı denize açılamazsa konu kapanır, lezzeti kaybederiz. Hamsiden ve otoyoldan hiç bahsetmiyoruz.
En azından kendi evimizin önünün süpürmeye başlayarak koruyabiliriz. Çılgın tüketime ayak uydurmayarak, kaliteyi yükselterek.

Belki o zaman kendi doğasında yaşayan insanları da korumuş oluruz. Çünkü o insanlar sayesinde sağlıklı yemekler yiyebiliyoruz, kaybettiğimiz kültür mirasımızı keşfediyoruz.

Kaynak: www.elimali.com 

HakkımızdaKurumsal Üyelikİletişim
Tüm Hakları Saklıdır. © bozburun.org